uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2010 Çarşamba

Son Bir Arzunuz?

Dünya kocaman bir yer, oysa Endülüs ufacık. Sonsuz bir ıstırabın hazzı ancak orada bulur sahibini. Çingene bayramı "zambra" gelip çattığı vakit, neresinden tutsanız elinizde kalır hayat. Flamenkocular gelip toplandığında, önce büyük üstad Camaron de la Isla'ya selam durulur. Malum, kırk bir genç bir yaş, alkolden ne erken hasat alınıyor bazen! Sonra, ancak Rebet hüznüne eş bir "duende" tutar havayı. Flamenko cini duende, yani sesli görüntüsü hayattan kopuşun, arasanız bulunmayacak bir tılsımın kan oturmuş izbesi, ihtilaçlı bir yankı verir sesinize. Ardından, derin şarkı "cante jondo" başlar, xerez içerken aldığınız meşe tadını alkolden yetirdiğiniz güne katık etmeye gelmiştir. Nihayet, tüm bu "juerga", yani en kıymetli safrası hayatın, ışıksız bir öğle sonrasının lombozundan denize boşalır. Resimdeki kadın mı? Estrella Morente.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Çözünükler, Giyinikler, ve diğerleri...

Varislerine Mazatec şırası sürüp deri çatlakları için çözülmüş klorin kullanan bir neslin “etken madde”siydi Timothy Leary. İçine tanrı kaçmış (enteojen) bir kuşağın yarı sentetik cennetine tek yön bilet kesen bir karaborsacı ya da. FBI kapısını çaldığında yuttuğu koçan, alkali kokan nefesinde billura keserdi. Ayrıntılı prospektüs bilgilerine gelince: Kültür kodamanlarının yol açtığı parmak ucu yangısına, jurnalistik pekliğe, “scat” ritmine ezan ve klakson sesi karışmış sonorik cesamet ve şebeke kirliliğine, üniversite orunlarından taşan fosforik bataklık ışığına, iktidarla arada var olması gereken güvenli takip mesafesinin yitiminden kaynaklanan pülmonik karakter aşınması ve skizofazik dil iltihaplarına, sanatsal ya da politik angajmanların yarattığı mukus yolu tahrişi ve bir türlü tutmayan fistül dikişlerine, kırk beş kelimeyle ifade bulan her merama ve bilinmeyen bir dilde edilen her duaya karşı yüzde yüz endikedir. Yan etkisi yoktur. Yine de, beklenmedik bir etkiyle karşılaştığınız takdirde çırılçıplak sokağa fırlayıp karşınıza çıkan ilk kişiye Bağlum dolmuşlarının Çalıseki’den geçip geçmediğini sorun.

23 Mart 2010 Salı

Bir Ölü Kaç Serçe Eder?

Hiç varoluşsal bir soru gibi durmuyor: Toprağın mahut sessizliğine avuç avuç krizantem tohumu gömdüğün gecenin varakı mı daha ağır, yoksa tüfeğin namlusunu kalbine denk getirmek mi daha zor? Karanfil gibi çiğnediğin sırça nefes şimdi alkolün hangi çağını solur, bilebilir misin? O tek el silah sesini siz de duydunuz mu? Tüm serçelerin düş bekçisi, Sparklehorse'un söz yazarı, şarkıcısı, şairi Mark Linkous 6 Mart'ın ilk saatlerinde kalbine nişan almıştı. İhtimal ki oradan geldi o ses. Sorkun dallarından bir yarımay örüp, alkolün masadıyla bilemişti halesini. Nasıl yapılacağını da anlatmıştı hatta:


Looking for a good place to rest / your head upon my chest / and I can feel the pillow of your breast / you are worth of hundreds of sparrows.

2 Aralık 2009 Çarşamba

"Quebec's Fallen Angel"



The Globe and Mail gazetesi yazarı Linda Leith 13 Ekim 2009 tarihini taşıyan köşesinde şöyle diyordu: "Entelektüel yaratıcılığın bu derece çarpıcı bir fiziki güzellikle iç içe geçmesine edebiyat dünyası tümüyle yabancı. 28 yaşında Booker Prize kazanmış bir Marilyn Monroe düşünün, Nelly Arcan'ı belki böyle tasavvur edebilirsiniz." 36. yaşını süren Nelly 24 Eylül'de intihar etti. O gece bir televizyon programına çağrılıydı. Sonra anlaşıldı ki asıl can alıcı randevu kendisiyleymiş. Montreal sokaklarında sürten Cynthia'nın hikâyesini anlattığı "Putain", ne Anais Nin kadar kefaret delisi ne de George Sand kadar korkak dövüşen, ama kesiklerini alaza tuttukça neşesi kabaran bir fahişenin, bizatihi Nelly'nin menkıbesiydi. Ardından gelen "Folle", o tahripkâr imajın kan kokladıkça uyanık kalan masumiyetini çocuksu bir hazza bürüdü. Hayat alkole değişildikçe renk tutan bir heves oysa. Nelly 24 Eylül gecesi bu sanrının ipek kanatlarını topladı. Şimdi Quebec civarında bir yerde daha yüksekten düşeceği bir yer arıyor olmalı.

28 Ekim 2009 Çarşamba

VDB Gittikçe Arayı Açıyor Ve...


Okulun atletizm takımında dikkat çekti ilkin. Ve ilk kez amcası Jean-Luc fark etti bisikletle arasındaki kozmik ergonominin ışık saçtığını. Sonra üç büyük grand-prix tanıklık etti dehşet uyandıran yeteneğine. Fransa'da Martigny-Annecy sapağındaki kılcal eğimi güvercin yuvalarını bozmadan geçti, İtalya'da Cesenatico'dan Ferrara'ya su sıçratarak Ascolo'daki ikmal istasyonuna topukladı, İspanya'da ise Rivas'tan geçip Kybele Meydanı'na ganimetini sırtlanmış bir Hernán Cortés gibi girdi. VDB diyorlardı ona, herkesin gözü önündeydi. Fransızca konuşan bir Flaman zaten yeterince tuhaftı, ama başka bir hal vardı bu çocuğun üzerinde. 2007'deki intihar girişimine kadar ne bu yaldızlı ufku yırtan bir öz-yıkım projesinden haberdar olundu, ne de içine valium atınca şampanyanın insanı uyanık tuttuğundan. Ekim başında Senegal'e gitti. 12 Ekim'de Saly'deki bir otel odasında ölü buldular. En son bir hayat kadını gördü bisikletçi Frank Vandenbroucke'nin son etaba tok bir iştahla pedal çevirdiğini.

25 Ağustos 2009 Salı

"Açılın, Ben Doktorum!"


İmdi, ne torbacılar silahla gezer, ne çekirge avından artan benzedrin sana aş olur. İyisi mi, o acı halveti kendine sakla. Yık gümüş bendini sararan hayalin. Bir isim söyle ki her harfin kuluncu yağmur taşıyan bir ıslık olsun. Gecen çıplak bir cibinlik, öğünün yanmış bir anız, yüzünde gölge olsun semafor ışığında okuduğun her suret. Jane'i vururken titremeyen el, Kerouac'ı sorarken aşınmayan ses, bir yol olsun Ginsberg'den Corso'ya varan her çağman.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Quis Multa Gracilis!


Can sıkıntısı öldürücü olabilir. Büyük bir yıkım ya da ıstırabın tüm acunsal enerjiyi uyanık tuttuğu o dipsiz ürküntüden daha beter bu. Şaşaalı bir geri çekiliş, yansız bir horgörü, ve kişiyi varlığının metafizik beyhudeliğiyle tartan ölçüsüz bir ağırlık. Aydınlığın paspal ecinnisi dört bir yanı sarınca ışık fazla geldi Kurt Cobain'e. Ne garip, tam 15 yıl olmuş! Kurt bedelsiz bir öğüde borçlanıp tüfeğe sarılalı tam 15 yıl geçmiş. Frances 17 yaşında bir genç kız oldu. Krist politikayla uğraşıyor. Dave şimdilerde Foo Fighters adında bir garabetle müzik yapmakta. Courtney'nin üzerine bir ağırlık çöktü. Kurt yattığı yerde minesi dökülmüş bir duvara bakmayı sürdürüyor olabilir. Ama, heyhat, Horatius'un da dediği gibi, "ne ömürsüz şey şu gençlik".