2 Nisan 2009 Perşembe

So Help Me God!


Dinin dünyevileşmesindeki hikmet herhalde yandaki resme tebessümle bakmak. Yeryüzünün en büyük sosyal problemi olan İslam ve onun alıngan müritleri şu kadraj için dünyayı ateşe verirdi muhtemelen. Oysa bir önceki papanın elinde bir şişe Jim Beam'le Paris Hilton'a temas ettiği bu "pin-up" ezberden okunacak en kuvvetli dua gibi. Biz tapınmazsak incilerimiz dökülür, muhakkak bir mabut lazım bize diyenlere, meslekten kullara açık soru: Paris Hilton'u bekleyen cehennem, müslümanlara vaat edilen cennet gibi geç saate kadar açık mıdır?

1 Nisan 2009 Çarşamba

bir gün sen de istersen...


Piyano tuşlarına dokunan ipek kırbaç, Richard Rodgers'ın tek yumurta ikizi, Broadway'in karanlık prensi vs. Lorenz Hart'ı anlatmak ne mümkün! Yarattığı o benzersiz armoninin içinde kaybolmamak hele... "Isn't It Romantic" bir dönemin melankoli nöbetlerinin adıydı. "The Lady Is A Tramp" safra boşalttığı o kızgın liman. "My Funny Valentine" kendi payına bir "obituaire" söylemek isteyen herkesin bağlılık andı oldu. Peki ama "Blue Moon"? En son seksenli yıllarda "Mavi Ay" adıyla gösterilen dizideki Willis&Shepherd düetine gelene kadar Billie Holiday'den Tony Bennett'e, Pedro Vargas'tan Louis Armstrong'a, Ella Fitzgerald'dan Amalia Rodrigues'e dek kuşaklar kat etti. Çok içerdi Lorenz Hart. Alkolün girdabından çekip aldığını ona geri verdi.

31 Mart 2009 Salı

Hiç Yabancı Değil


Resimdeki kent, Türkiye'nin kurtarılmış kentlerinden biri: Tekirdağ. Bulgarca adıyla Rodosto, Yunanca söylenince Rhaidestos. Yüzde yüz yaş üzüm sumasıyla üretilen yerli rakısı dünyaca meşhur. Pek az bilinen bir ayrıntı ise, artık sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen Levanten nüfusunun bir zamanlar Tekirdağ'ı da mesken tutmuş olduğu. Tekirdağ doğumlu Fransız film yönetmeni Henri Verneuil (a.k.a. Achod Malakian) gibi. 1969 yılında çektiği, Alain Delon, Jean Gabin ve Lino Ventura'lı "Le clan des sicilens" o dönemde Amerikan sinemasına "mafioso thriller" olarak tercüme edilecek ve bir "janr"ın yolunu açacaktı. Heterojen, katışık yapısını kaybedip kamplara ayrılan Türkiye'de Verneuil'ün baba ocağını sakınmak hep daha fazla sabır, fedakârlık ve cesaret isteyecek. "Ak" sözcüğünün de hilkati bozuldu. Ama siz rakının ak ufkuyla çizilmiş sınırlara sahip çıkın!

21 Mart 2009 Cumartesi

Duvara Karşı


Yarasında unuttuğu sedef hançerle yaşadı yıllar yılı. Alkolü kesif bir acıdan yetirdiği her gün dudakları seğirdi. Sorulduğu zaman resimle uğraştığını söylerdi. Sonra bir gün saatte 150 kilometreyle bir ağaç gövdesine çarptı. Arabada yalnız olmadığını rapor ettiler. Oysa ölümü üleşilmeyecek bir hazdı Jackson Pollock'un.

20 Mart 2009 Cuma

En Son Seninle Madrid'te...


Alkolün turkuvaz bir cibinlik olduğunu ve içinde çıplak uyunduğunu kim söyledi sana? Düşlerin gümüş bir hale olduğunu ve ağılında deniz kabuğu toplandığını? Düşmüşlüğümüz ne acı bir hatıra, geçmişimiz ne uzun... Las Tres Cruces Sokağı'nda bekleyen fahişeleri hatırlıyor musun? Cenazende hepsi vardı. Koca bir kalyonla gelip sağır bir çığlıkla gittiler.

19 Mart 2009 Perşembe

Sen En İyisisin...


Düşün ki acının izlediği en eski yol senin evine varan patika. Ve düşmüş bir ruhun ıstırabıyla kardeş olduğunu düşün. Ya da düşünme, karşı konulmaz bir akibetin usancıyla tut ellerimizden. Seslerin inceldiği kesif gecede bir avuntu bul. Çekmeceleri kilitle, ışıkları söndür, yap bir şeyler. Kusmuğunda boğularak ölmek sessiz bir meydan okumaydı Bonzo, ne kadar uğraşsak olmuyor.

18 Mart 2009 Çarşamba

New York Herald Tribune!


Saklamak ne mümkün? Gözlerinde açılıp kapanan tayf arzudan okunmuyor. Ama bir sorun var hepimizin bildiği. Nerede düştük ilk? İlk nerede yaşam kav bir hece gibi dağıldı adını anar anmaz? O ilk kadehe uzanan el, alkolün taş bir ukde gibi içimize doluşu. Jean Seberg o el değmemiş güzelliğini içimizden kaçına borçlu kimbilir. "A bout de souffle"un gazeteci kızı şimdi nerede kıyıyor canına? Bilinmez. Onsuz hayata ancak on bir ay katlanabilen sevgili kocası Romain Gary'nin (a.k.a. Emil Ajar) dediği gibi: "Bir kadın için hayatını mahvedebilmek özel bir maharet ister."