rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2010 Cuma

Bir de "Alla Marcia Notturna" Çalsana!

Değil mi ki bir koronun heybeti ıssız bir "tuşe"nin kavlak ciğerleri gibi söner, ne kalır geriye? Şimdi sen "Soroçintsıy Panayırı"nı koyduğun yerde bulamıyorsan, Boris Godunov kılığında partiye dönen her mesih ilk içkiye para mı ödeyecek? Hadi ödedi, yarım bıraktığın her "scherzo" bir define haritasının sende kalan parçası olsun, öbür yarının sahibini hangi adla çağıracağız? Yekesi boşalmış bir allegro tutturdun diyelim, şimdi müzikal bir "dimotoiki"nin sınırını sen çiziyorsan, hangi adımla gireceğiz kısmeti bağlı bir ifratın eşiğinden? Çok içtin, Modest Mussorgsky, ilk hasata kadar bitmezse o Hovanşçina partisyonu, kazananı kura belirleyecek çaresiz.

9 Nisan 2009 Perşembe

Hangi Serçenin Eceli?


Ne uzun yol Riazan'daki kır evinden Isadora Duncan'ın kollarına varan... Kimbilir kaç azatlının yolunu kaybedeceği ne ıssız bir söylence hayat... Tüy gibi adımlarla yürüyüp ışığın sırça kanatlarına tutundu Sergey Yesenin. Ne acının uzak bir neslinden geldiği sırdı ne de içkinin koyulttuğu bakışlarında huzursuz bir kavlin uyuduğu. Yarasını ören ilmeği yaşamın kireç alazında eğirdi. Sonra bir gün bileklerini kesti. Ölümü çağırdığı arsız neşeden dikenli bir taç yaptılar. Yazgısının gece bekçisi Mayakovski ardından seslendi: "Sürer mi hiç insan ölümü / tebeşir tozu gibi dudaklarına."